Saç ve sakal neden kutsal olabilir? Tıraş nasıl bir ibadet, bir yas ya da bir kimlik bildirimi hâline gelir? Bir beden pratiği hangi koşullarda teolojik ve politik bir dile dönüşür? Bir saç ya da sakal teli, bir toplumun hafızasını taşıyabilir mi?
Tıraş, burada yalnızca estetik ya da hijyenik bir uygulama olarak değil, dinî dünyada anlam üreten güçlü bir sembolik pratik olarak ele alınmaktadır. Saçın kesilmesi, korunması ya da adanması; bireyin bedeni üzerinden kutsallık, aidiyet, otorite, arınma ve kimlik ilişkilerini görünür kılan bir ritüel dile dönüşür.
Mısır’dan Kudüs’e, Varanasi’den Anadolu’ya uzanan geniş bir karşılaştırmalı çerçevede saçın kesilmesi, bırakılması ya da adanması; arınma, bağlılık, itiraz ve aidiyet gibi farklı anlam katmanlarıyla dinî gelenekler içinde çözümlenmektedir. Antik kültürlerden Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’a; Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sih geleneğine uzanan bu çalışma, tıraş pratiğinin dinî metinler, kurumsal yapılar ve gündelik uygulamalar bağlamında kazandığı anlamları ortaya koyarak bedenin, inanç sistemlerinde biyolojik bir gerçekliğin ötesinde, toplumsal ve teolojik olarak yapılandırılan bir alan olduğunu görünür kılar.